Baba Ve Oğul

Temmuz 1, 2010 — Nazire Kızılışık

80′ine merdiven dayamış yaşlı baba ile onu ziyarete gelen 45
yaşında ve saygın bir işi olan oğlu salonda oturuyorlardı .
Hal-hatırdan, çoluk-çocuktan, havadan-sudan sohbet ettikten sonra oğlu
susmuş, ayrılmanın sinyalini vermişti. O anda üzerinde oturdukları
sedirin yanındaki pencerenin pervazına bir karga kondu. Yaşlı baba
...kargaya gülümserek biraz baktıktan sonra oğluna sordu: ‘Bu ne oğlum?’
Oğlu şaşkın, cevapladı: ‘o bir karga baba.’
Yaşlı baba kargaya biraz daha baktıktan sonra yine sordu: ‘Bu ne oğlum?’
Oğlu daha da şaşkın, yine cevapladı: ‘Baba, o bir karga’
Karga hâlâ pervazda, komik hareketlerle başını sağa sola çeviriyor,
başını yan yatırıyor, havaya bakıyor, sonra başını yine onlara
çeviriyordu. Yaşlı baba üçüncü defa sordu: ‘Bu ne?’
Oğlunun şaşkınlığı sabırsızlığa dönmüştü: ‘O bir karga baba, üç oldu soruyorsun. Beni işitmiyor musun?’
Yaşlı baba dördüncü defa da sorunca oğlunun sabrı taştı ve sesini
yükseltti: ‘Baba bunu neden yapıyorsun? Tam dört defadır onun ne
olduğunu soruyorsun, sana cevap veriyorum ve sen hâlâ sormaya devam
ediyorsun. Sabrımı mı deniyorsun?’
Babası -yüzünde hâlâ bir gülümseme- yerinden kalktı, içeri odaya
gitti ve elinde bir defterle döndü. Bu bir hâtıra defteriydi. Oturdu,
sayfalarını karıştırdı ve aradığını buldu. Sevgiyle gülümseye devam
ederek sayfası açık bir vaziyette defteri oğluna uzattı ve o sayfayı
okumasını söyledi.
‘Bugün 3 yaşındaki minik yavrumla salondaki sedirde otururken
yanıbaşımızdaki pencerenin pervazına bir karga kondu. Oğlum tam 23 defa
onun ne olduğunu sordu. 23 soruşunda da ona sevgiyle sarılarak, onun
bir karga olduğunu söyledim. Rahatsız olmak mı? Hayır! Onun sorusunu
masumca tekrar edişi içimi sevgiyle doldurdu.’


Comments (1)

ÇOCUK, ANNE-BABANIN ESERİDİR.

Eğer yukarıdaki hikayede bahsi geçen; babasının, üç defa penceredki kuşun ne olduğunu sormasına sinirlenen bir evladın ruh çözümlemesini yapmak için geçmişine inmek gerektiğini düşünüyorum.Evladın geçmişi de anne-baba ekseninde olduğuna göre şu sonuçlara varabiliriz.
-Çocuğunun 23 kez aynı soruyu sormasına hiç sinirlenmeden onu sevgiyle kucaklayabilen bir baba, kesinlikle çabuk sinirlenmeyen, geniş ruhlu birisidir.İşi gücü yolunda ya da işindeki olumsuzlukları eve yansıtmayan profesyonel bir aile residir.
-Böylesine rahat,geniş ruhlu bir babanın yetiştirdiği çocuğun, çabuk sinirlenen,sabırsız bir kişiliği olması olasılığı düşük olacağına göre ailedeki diğer faktörleri incelemek lazım.
-Geniş ruhlu insanların, daha titiz,asabi eşlerle evlilik yaptığı genellemesinden yola çıkarsak, hikayedeki çocuğun annesinin babası gibi rahat bir kişilğe sahip olmadığı sonucuna ulaşabiliriz.
-Rahat bir psikolojisi olmayan, asabi ruhlu annenin ,çocuğun ruh gelişiminde, edilgen roldeki babadan daha etkin olduğu bu tip ailelerde rahatça gözlemlenebilir.

Sonuç olarak hikayedeki adamın gerçekten suçu yok. O, evladından kendisi gibi sabırlı bir insan davranışı göstermesini bekliyor ama olmaz.
Sabırlı insanlar, yaratanın hikmeti olsa gerek genel de kendisi gibi olmayanlarla evlilik yapar. Eminim hikayedeki çocuğun annesi, egosu yüksek, ben bilirimci,inatçı, dünyayı kendine de ailesine de zehir eden bencil bir kadındır.Bu sebeple hikayedeki adam, çocuğunu suçlu görmemeli, aksine çocuğu öyle yetiştiren annesi gibi bir kadınla evlilik yaptığı için kendini suçlasın.

Unutmayalım, çocuklar anne-babanın eseridir.

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizlenecek, genel görünümde yer almayacaktır.
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • İzin verilen HTML etiketleri: <a> <em> <strong> <img> <b> <cite> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.

Biçimlendirme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi