Günlükler

Artist

Şubat 26, 2012 — Turgut Altun
Konular:

Vizyon tarihi: 27 Ocak 2012

Yönetmen: Michel Hazanavicius
Oyuncular: Jean Dujardin, Bérénice Bejo, John Goodman, devamı...

uzun metrajlı film Fransa . Tür: Romantik , Dram , Komedi
Süre: 100 dk Yapım yılı: 2011
Dağıtımcı: Tiglon

Özet: 1920'li yılların sonunda Hollywood sinema sektörünü kökünden değiştirecek 'teknolojik' bir devrim yaşandı. Ses, "henüz hiçbir şey duymadınız" repliği ile film pelikülüne bir daha hiç ayrılmamak üzere girdi. Fakat sinema sektöründe yaşanan bu devrim boyutundaki bu değişim pek çok insanın mesleğini ve kariyerini de derinden sarstı.

Dönemin en karizmatik aktörleri arasında yer alan George Valentin (Jean Dujardin) de sesin beklenmedik biçimde sinema perdesine yansımasından payına düşeni alıyor. yanı başında boy gösteren taze ve güzel oyuncu Peppy Miller'ın ise aklı fikri şöhrette.

Alman Hastaneleri Türkçe Hizmet Vermeye Başladı

Şubat 22, 2012 — Turgut Altun

Alman Hastaneleri Türkçe Hizmet Vermeye Başladı
Almanya'da Türklerin yoğun olarak yaşadığı şehirlerde sağlık hizmetleri veren hastaneler, Türk hastalara yönelik hizmetlerine de hız verdi.

Almanya'da Türklerin yoğun olarak yaşadığı şehirlerde sağlık hizmetleri veren hastaneler, Türk hastalara yönelik hizmetlerine de hız verdi. Münih Schwabing Kliniği, Mart ayından itibaren Türkçe danışma merkezini hizmete sokacak. Kliniğin bağlı olduğu Staetisches Klinikum GmbH'nin müdiresi Dr. Elizabeth Harrison, "Hastaların kendilerini anadillerinde ifade edebilmelerini çok önemli buluyorum." dedi.

Mart ayından itibaren 'Klinik-İnfo türkisch' projesini hayata geçirecek olan hastahanede hastalar telefonla veya bizzat Türkçe başvurup, hastahane ve verilen hizmetler hakkında bilgi alabilecek. Hastane yönetimi, dil sorununu ortadan kaldırmayı ve hastaların kişisel sağlık sorunlarını hızlıca çözmeyi hedefliyor.

(Cihan Haber Ajansı)

Yaşıyor musunuz, yoksa seyrediyor musunuz?

Dümdüz bir soru size: Akşamları evde ne yapıyorsunuz?

Koltuğa uzanıp, hiç tanımadığınız Amerikalı dedektiflerle, hiç tanımadığınız Amerikalı haydutları mı kovalıyorsunuz?

Yoksa yerli dizilere kaptırıp hiç bilmediğiniz konaklarda yaşanan hayatları mı seyrediyoruz?

Dört saat televizyon seyretmenin sekiz saat çalışmak kadar beyni yorduğunu biliyor musunuz?
İki türlü hayat var:
1. Yaşanan hayat,
2. Seyredilen hayat,
Akşamlarınız televizyona kilitliyse, bilin ki, hayatı sadece seyrediyorsunuz !
Akşamları evde ne yapıyorsunuz? Akşamlarınızı nasıl geçiriyorsunuz?
"Pek çoğu gibi biz de çekirdek çıtlatıp saatlerce televizyon izliyoruz" diyorsanız, durup bir düşünün lütfen; dünyaya birkaç kez daha geleceğinize mi inanıyorsunuz?
Böyle bir şey olsaydı, şimdiki hayatımızın bir bölümünü ziyan etmek şimdiki kadar acı sonuçlar doğurmayabilirdi belki.
Ne çare ki sadece bir hayatımız var. Bu da maalesef kısa. Ortalama altmış yılın yirmi yılı uykuda geçiyor.

Sualtı Dalış Scuba Diving

Kasım 18, 2011 — Turgut Altun

Denizin altına inmek, mavi dünyanın gizemini çözmek,
“Scuba Diving”in en mistik yönleridir. Dünyanın
varoluşundan bu yana deniz, insanların en cazibeli
efsanesi ve tutkusu olmuştur. Eski çağlarda insanlar,
denizlerin sadece hayvanların ve tanrıların yuvası olduğunu
düşünürlerdi. Bu mitleri yıkabilmek için Leonardo da
Vinci dahil olmak üzere birçok bilim adamı insanoğlunun
da sualtında nefes alabilmesini sağlayabilecek sistemler
üzerinde çalıştılar. “Su Ciğeri”nin (aqualung) icadına kadar
üretilen solunum cihazlarının hemen hemen tamamı
yetersiz oldu. Su ciğerini icat edense tanıdık bir isim, Kaptan
Cousteau’dur. Onun geliştirdiği “aqualung”, insanların
denizin çağrısına kulak vermesine imkan verdi ve o heyecan
verici hafifliği tatmasını sağladı. Bugün sualtı dünyasını
keşfeden dalgıçların sayısında ciddi bir artış varsa bunda
deniz ve denizaltı yaşamının en popüler araştırmacısı
Jacques Yves Cousteau (Kusto)’nun rolü büyüktür. Özel

En doğru kararı vermek için...

Eylül 14, 2011 — Rukiye Yaş

En doğru kararı vermek için
Zamanımızın büyük bir çoğunluğu karar vermekle geçer. Otobüse mi bineyim yoksa vapura mı, öğle yemeğinde ne yemeliyim, arabamı nereye park edeyim? Sürekli kararlar verir dururuz. Bunların içinde ortaya çıkacak sunuçlar açısından farklılıklar vardır. Mesela öğlen kebap mı yoksa sulu bir yemek mi yiyeceğinize karar vermekle işten ayrılıp ayrılmamaya karar vermek farklıdır.
Uzmanlara göre karar verme aşamasında düşülen 4 önemli tuzak var.
GEREĞİNDEN FAZLA EMİN OLMAYA ÇALIŞMAK: Bazı mükemmeliyetçi tipler vardır, görüntünün tamamen berraklaşmasını ve bütün taşların yerine oturmasını bekler. Yanlış bir karar vermekten o kadar çok korkarlar ki çoğu zaman harekete geçemezler bile.

"Bomba gibiyim"

Jerry, çevresindekilerin çok sevdiği insanlardan biriydi.
Keyfi her zaman yerindeydi. Her zaman söyleyecek olumlu bir şey bulurdu.
Hatta, bazen etrafındakileri çıldırtırdı bile,
"Bu adam bu halde bile nasıl iyimser olabiliyor?" diye.
Birisi nasıl olduğunu sorsa; "Bomba gibiyim" diye yanıt verirdi hep.
"Bomba gibiyim..."
Jerry, doğal bir motivasyoncuydu.
Yanındaki insanlardan biri o gün, kötü bir gündeyse,
Jerry yanına koşar, duruma nasıl olumlu bakılacağını anlatırdı.
Bu tarzı fena halde düşündürüyordu beni.
Bir gün Jerry'ye gittim. "Anlayamıyorum" dedim.
"Nasıl oluyor da, her zaman, her koşulda bu kadar olumlu bir insan olabiliyorsun? Nasıl başarıyorsun bunu?"

Her sabah kalktığımda kendi kendime;
"Jerry, bugün iki seçimin var. Havan ya iyi olacak ya da kötü" derim.
Her zaman havamın iyi olmasını seçerim.
Kötü bir şey olduğunda yine iki seçimim var.
Kurban olmak ya da ders almak.
Ben başıma gelen kötü şeylerden ders almayı seçerim.

MEVLANA

Sonsuz bir karanlığın içinden doğdum.
Işığı gördüm, korktum.
Ağladım.

Zamanla ışıkta yaşamayı öğrendim.
Karanlığı gördüm, korktum.
Gün geldi sonsuz karanlığa uğurladım sevdiklerimi. ..
Ağladım.

Yaşamayı öğrendim.
Doğumun, hayatın bitmeye başladığı an olduğunu;
aradaki bölümün, ölümden çalınan zamanlar olduğunu
öğrendim.

Zamanı öğrendim.
Yarıştım onunla...
Zamanla yarışılmayacağını,
zamanla barışılacağını, zamanla öğrendim...

İnsanı öğrendim.
Sonra insanların içinde iyiler ve kötüler olduğunu...
Sonra da her insanin içinde
iyilik ve kötülük bulunduğunu öğrendim.

Sevmeyi öğrendim.
Sonra güvenmeyi....
Sonra da güvenin sevgiden daha kalıcı olduğunu,
sevginin güvenin sağlam zemini üzerine kurulduğunu
öğrendim.

İnsan tenini öğrendim.
Sonra tenin altında bir ruh bulunduğunu.. .
Sonra da ruhun aslında tenin üstünde olduğunu öğrendim.
Evreni öğrendim.
Sonra evreni aydınlatmanın yollarını öğrendim.

İnsanlığın geldiği son durak.

Nisan 18, 2011 — sakir

Duyarsızlığın resmi.

UNUTMAK MÜMKÜN MÜ?

Nisan 13, 2011 — sakir

2010 YILI SAĞLIK-SEN MEMUR SENDİKASI GELENEKSEL ANI YARIŞMASINDA ÖDÜL ALAN, HÜSEYİN İŞLEK'E AİT ANI

Hiç farkında olmadığı bir zamanda yazılmış kaderini yaşamak üzere kendini hayat denilen türbülansın içinde bulan insan, yaşanacaklara giden yolları da yine hiç farkında olmadan seçiyordu. Köyde zor şartlarda geçen çocukluğum, babamın sağlıkçı olması, hastalara duyduğum merhamet, insan anatomisine olan tuhaf merakım ve daha pek çok duygu, gizli bir kabuk içinde yıllarca birikmiş, zamanı gelince Sağlık Meslek Yüksekokulunu seçmemde en büyük belirleyici olmuştu.